ANASAYFA

PROFİL

ARŞİV
İFTAR MENÜSÜ
Ramazan Günlüğü
Ramazan hatıralarınızı paylaşmak için tıklayın
İftar Duası
Allah'ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana dayandım, Senin verdiğin rızıkla orucumu açtım. Yarının orucuna da niyet ettim, benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla
Kalemden Dökülenler
Ramazana Ve Ömrümüze Dair...
Oruç ile tevhid eyle Ya Hû!
Oruç İle Benliği At,Can oluver...
Ne Hoş Geldin Sen Ey Şehr-i Ramazan..
Elveda Ya Şehri Ramazan
Leyle-i Kadr...
Oruç Diye/Bildiğim...
Ramazan Halveti İtikaf...
Oruç
Fırsatı kaçırmamak için son 15 gün ...
Kürsüden Gönüllere -2
Oruç Üç Çeşittir
Cennet, oruç ruhluların yeridir
Ya hazretı ınsan...
Efendimiz(s.a.v)nasıl teravih kılardı
RAMAZAN GELDI - AHMET SELIM / VIDEO
Hoş Geldin Ey Suskun Sevgilim;
Rahmanın Kullarına Zarar Vermeden Geçirilecek 40 Gün Kampanyamı
Kaybettiren Ramazan Mı,Kazandıran Ramazan Mı?
Hz. Peygamber`in Ramazan sohbeti
Kuranla Ramazanlaşırken




Okuyan: Saad Al-Ghamdi

Hayırda Yarış

Ramazan'a Dair
<%Video%>
Ahir Zaman Garipleri
  • seleme
  • fuadyusufoglu
  • mustafa1yesil
  • dilderen
  • nilebrar
  • nalezar
  • igra
  • vaktivisal
  • mnelam
  • cennetkokusu
  • zerreitoz
  • mustakal
  • cansofi
  • sevgialemi
  • metekan
  • mehmetbeydemir
  • sivist
  • tillsim
  • elifsule
  • sohbetsevenler
  • destebasi
  • bamtelim
  • asu78
  • ferzane
  • enpopuler
  • mehmet orhan durdu
  • nurosmanlitorunu16
  • guliahsen
  • adinakurbaneyrasul
  • mirobik
  • leylifer0145
  • sonsuzruh
  • nuruhilal
  • bilaltaha
  • suspusunnotlari
  • bayramsekeri
  • guleferman
  • nuruhilalsalavat
  • bilmiyorumbilmiyorum
  • ifham
  • asudeebrar
  • dualarile
  • kerem coşkun
  • 22/9/2008

    Oruç Diye/Bildiğim...



    Bir iğne oruç.. Beni bana dikiyor, yeniden doku(nu)yorum insan olan yanımı. Dudağımı dudağıma teğelliyor; yalan ve boş sözü değdirmiyor nefesime. Bencilliğimin yakalarından tutup cömertliğin düğmelerine ilikliyor beni; yeniden b/akıtıyor hiçliğime, hiçlikten geldiğim gerçeğine...

    Bir mühür oruç. Mekanın üzerine kutlu bir vaktin hükmünü basıyor, her köşeyi kutsuyor, her şehri Kâbe’nin eteğine taşı(rı)yor. Mevsimlerden de geçse, ömrün farklı yıllarına uğrasa, bizi bir sofranın başında çocuk ediyor, kalplerimizi çocuk sevinçlerine kilitliyor. Kalbimizi meleklerin bile göremediği, şeytanın bile bozamadığı o görünmez, o gösterilmez, yalnızca O’na görünür sadrın içine koyuyor, sahtelikten çıkarıp yeniden piyasaya sürüyor. Eşyanın sıradanlığını çekip alıyor elimizin altından, yine ama yeni, eski ama taze lezzetlerle damgalıyor.

    Bir yokuş oruç. Şükrün ırmağını akıtıyor çölleşmiş tenimizin vadilerinden. Sabrın yokuşlarında susatıp yeniden suya kandırıyor nankörlüğümüzü yeniden.

    Bir yoldur oruç. Çıkar/çıkmaz sokakların hepsini Mekke’ye çıkarıyor. Şehrin kirlerini bir suskunluk avazında temizliyor. Yetim bıraktığımız umudumuzu, sokağa terk ettiğimiz merhametimizi yeniden eve alıyor. Yola koyuyor içimizin şefkat kervanlarını. Kuraklaşmış, çoraklaşmış dünyanın göbeğinde, iftar saatlerinde serinlediğimiz, iftarı bekleyerek sevindiğimiz, bölüşerek sevindirdiğimiz bir vahaya uğratıyor nefislerimizi.

    Bir elbisedir oruç. Bizi ilk defa niyetimizle giyindiriyor. Güvendiğimiz eylemlerimizi bir kenara bıraktırıp, eylemsizliğin, hiçbir şey edememenin loş köşelerine çekiyor. Sıcak teması kaybettiğimiz vicdanımızın eşiğine yeniden çağırıyor bizi. Bir ihramı giyer gibi, O’nu görürcesine yaşadığımız ihsan kumaşını atıyoruz omuzlarımıza. Kıyıda köşede, kimsenin görmediği yerlerde, gözlerden uzakta da olsa, yalnız ve yalnız O’na teveccüh etmenin, yalnız ve yalnız O’ndan iltifat beklemenin estetiğine bürünüyoruz.

    Bir kapı oruç. Bize açılan. Sonsuz bir kabullenişin odasına doğru eşsiz bir aşinalıkla ayaklarımızı buyur eden ahşap bir kapı. Anamızın ekşi ayranını özlercesine, babamızın şefkatli bakışını beklercesine, bir susamlı pidenin kokusunda erircesine, bir kutlu emre seve seve itaat edercesine masumiyetimizin evine yeniden ayak bastığımız bir kapı. Bizden açılan bir kapı. Cimriliğimizi sürpriz bir merhametle dikiş yerlerinden yırtarak, biriktirdiklerimizi elimizin altında faydasız kılarak kalbimizi başkalarına doğru aralayan..

    Bir yağmur oruç. Sokaklara gökyüzü insin diye. Çocukluklarını yetim bırakmış büyüklerin de alnına çocukça sevinçler dokunsun diye. Dağlarca büyümüş, kayalarca katılaşmış kalplerin arasından yeniden sular sızsın diye... İçimizde öldürdüğümüz acımalar, küllendirdiğimiz merhametler bir damlanın dokunuşuyla filizlensin, göğe ağaç ağaç ağsın diye. Yetim başını okşayan meyvelerle, komşuyu da hatırlayan çiçeklerle, eksildiğimizi/eskidiğimizi açık eden kokularla dal budak salsın diye...

    Bir taştır oruç. Yolumuzu kesen. Hırslarımızın ayaklarına dolanan. Emellerimizin önüne dikilen. Başımıza bir mezar taşı gibi dikilip toprak olduğumuzu hatırlatan. Eşyanın yüzünü bizden çeviren bir soğukluk, katılık gibi ağırlaşan. Hazzın kabını dokunulmaz kılan bir duvar gibi yükselen. Kimi katı kalpleri utandırırcasına, bir Mûsa asâsı gibi dokunan. İmsakla, iftarla, ezanla sonsuz yumuşayan, çatlayan, tozlaşan, ağlayan, ağlatan...

    Bir topraktır oruç. Bir saksılık toprak gibi pencere önünde. İçinde hayallerin yeniden sulandığı... Her kıpırtısında çocuk sevinçlerinin yeniden uyandığı... Bir o kadar tanıdık, bir o kadar yeni...

    Kendince, keyfince bir mutluluk adası. İçimizi bir saksılık toprak kadar olsun geniş tuttuğumuzun habercisi. Küçük sevinçler gölgesi....

    Bir saklambaç oyunu oruç. Kendimizi kendimizden gizler gibi görünmez bir niyetin köşelerinde beklediğimiz. Bencilliğimize sobelendiğimiz. Sonsuza kadar sevabımızı saydırdığımız ebemiz. Az pencereli yalnızlıklar. Şehvetimizi sarkıttığımız kuyular. Hırslarımızı yatırdığımız kuytular.

    Bir oda oruç. Bir bir buluştuğumuz. Yeniden göz göze geldiğimiz. Dört duvarı sohbetle yeniden buluşturduğumuz. Sofranın beklentisinde, bir yudum suyun sesinde, bir sıcak ekmeğin kıyısında kalbimizi yeniden ayırdığımız. Ruhumuzu baş köşeye buyur ettiğimiz.

    Bir sızı oruç.. Tenin çatlaklarından sızan can akışı. Bedenin yaralarından taşan kalp ağrısı. Ruhun tenden dışarı sızması... Kabuğun çatlaması... Tohumun uyanması.

    Bir dönüş oruç. Yâr’e verdiğimiz söze dönüş... Suskularca konuşan. Söz verdiğimiz Yâr’e dönüş...Çığlıklara sarılan.

    SENAİ DEMİRCİ

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

    0
    NuruhilalSalavat
    Kampanyamıza Katılmak İçin Resimin Üzerine Tıklayın
    İmsakiye
    Tüm İllerin İmsakiyesi
    Resime Tıklayınız
    Vahyin Işığında
    Image Hosted by ImageShack.us

    Bir Hadis

    Allah Teala buyurmuştur ki; "Ben salih kullarıma,ötelerde,öyle şeyler hazırladım ki, ne göz görmüş ne kulak işitmiş ne de kimsenin hayaline gelmiştir(Buhari,Tevhid, 35;Müslim,Cennet,4,5)"

    Bir Ayet

    " O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. (Mülk,67/2)

    Uhrevi Esintiler



    Kategorilerim
    Bağlantılarım
    RSS
    Ramazan Kitaplığı